Sayfalar

29 Haziran 2015 Pazartesi

Kusursuz Kitap Yorumu

Yazar:Eldarwen



Arka Kapak ve Söylenenler:








Şu sizin Sevimli Küçük Yalancıların son zamanlarda yaptıklarını bir bilseniz!
Spencer kız kardeşinin sevgilisini hemen elinden aldı.Kendi kız kardeşinin evet!
Aria okuldaki hocalardan birine fena halde aşık.Hem de sırılsıklam.
Emily bu sıralar yeni arkadaşı Maya’yla çok sıkı fıkı.Bu nasıl bir arkadaşlıkmış ,anlayamadım.
Hanna da kusursuz görüneceğim diye yataklara düştü.Hanna işte…
Ama durun biraz,bunları zaten  duymayan kalmadı.Oysa size anlatacağım son bir sırları var ki tam bir skandal!Bu kez işleri kesin bitti.
Peki bütün bunları size neden anlatıyorum?Bunu hak ediyorlar da ondan.Hem de sonuna kadar.Kendi mezarlarını kazdıklarının farkında değiller.Ama olsun.Bende hepsini diri diri gömmeye yetecek kadar toprak var.









Eldarwen’in Yorumu:

Sevimli Küçük Yalancılar’ın ikinci kitabı olan Kusursuz en az ilk kitabı kadar entrikalarla doluydu.Gizli sırlar,çözüme ulaşmasını beklediğimiz olaylar ve tabiki çözemediğimiz –A.

Kitap diziden farklı olduğu için tabi ki –A’mızda farklı ve kim olduğunu bulmak gerçekten zor.Ama aklımda birkaç –A karakteri var ve bunu sizlerle paylaşacağım.
Kitabın sonunda (bir spoi değil) “…Ama bu zamana kadar çok sabırlı olduğunuz için size bir ipucu vereceğim;Spencer’ın dört puanı olabilir ama benim de var.” diyor bizim gizemli –A’mız.

‘-A,Aria olabilir mi ?’ diye düşünmeden edemiyorum.Çünkü Spencer iki kitapta toplam dört çocukla görüştü ve bizim kısmetli Aria da öyle.Ama bir yandan da bunun kızlardan biri olmaması gerek diye düşünüyorum  ancak kim bilir belki Dedikoducu Kız’daki gibi bir şoka uğrayabiliriz.
Yazıyı yazarken bile gözüm “…Spencer’ın dört puanı olabilir ama benim de var .”cümlesine kayıyor.
Kim bu –A? Alison ölmemiş olabilir mi acaba ? Ya onun gizemli kayıp kız kardeşiyse ölen?

Bu seriyi beğenmemin nedeni de bu.Gizemli şeyleri severim.Ve umarım –A’yı bulabilirim.




Kitap Bilgisi//

Kitap Adı:Kusursuz
 Özgün Adı:  Flawless
Ait Olduğu Seri: Pretty Little Liars
Yazarı: Sara Shepard
Çevirmeni: Olcay Gürkan Koçak
Yayınevi: Martı  Yayıncılık
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2013
Sayfa Sayısı:350
Piyasa Fiyatı: 15,00

 Puanım:








24 Haziran 2015 Çarşamba

İlk Aşk Kitap Yorumu

Yazar:Wisteria






Arka Kapak ve Söylenenler:

Konu ilişkiler oldu mu, Colin Singleton'ın tipi Katherine isimli kızlar… Ve konu Katherine isimli kızlar oldu mu, Colin her seferinde terk ediliyor. Tam sayı vermek gerekirse, on dokuz kere. 
Bir yol macerasına atılan, evden kilometrelerce uzaktaki bu anagram âşığı, hali harap, üstün zekâlı gencin cebinde on bin dolar, peşinde kana susamış bir yaban domuzu ve hemen yanında televizyon bağımlısı, şişman dostu vardır… Ama bir tane bile Katherine yoktur. Yarattığı formülle tüm romantik ilişkilerin geleceğini hesaplamayı uman Colin, Katherine Öngörülebilirliği Teoremi'ni ispatlamak için debelenmekte, tüm Terk Edilenler'in öcünü almanın ve sonunda kızı kapmanın peşindedir. Aşk, dostluk ve ölü bir Avusturya-Macaristan arşidükü, insanın kendisini yeniden keşfetmesini konu alan bu çok katmanlı romana şaşırtıcı bir son ve sıcacık bir yön katıyor.



Wisteria’nın Yorumu:





Görünüşe göre kısa bir yorum olacak çünkü her zamanki gibi harika bir John Green kitabıydı. Hani ne bekliyordunuz ki? Çok eğlenceli ve kendini okutan bir kitaptı. Karakterler de  harikaydı. Tek canımı sıkan olay çok fazla matematik olmasıydı. O kısımlardan hiçbir şey anlamadım ama olsun.
Okuyun! Okutun!







Kitap Bilgisi \\

Kitap Adı: İlk Aşk
Orijinal Adı: An Abundance of Katherines
Yazar: John Gren
Çevirmen: Çiçek Eriş
Yayınevi: Pegasus

Türkiye Yayın Tarihi: 2014
Sayfa Sayısı: 320
Piyasa Fiyatı:  28,00



Puanım:





Bu kitap İçin önerdiğim şarkı: https://www.youtube.com/watch?v=w5tWYmIOWGk (Imagine Dragons - On Top Of The World (Official Music Video))

23 Haziran 2015 Salı

Pür Kitap Yorumu


Yazar: Wisteria



Arka Kapak: 

Burada olduğunuzu biliyoruz, kardeşlerimiz.

Pressia, İnfilakları ve ondan önceki hayatını hayal meyal hatırlıyor. Büyükbabasıyla birlikte yasadıkları delikte, insanlığın kaybettiği şeyleri düşünüyor: lunaparkları, sinemaları, doğum günü partilerini, anneleri ve babaları. Her şey küle döndü, hırpalandı, hiç iyileşmeyecek derecede yara aldı ve zarar gören bazı bedenler, bambaşka nesnelerle bütünleşti. Şimdi herkesin askeri eğitim görmesi gereken yaşa geldi Pressia. Tabii iki ihtimal var. Ya asker olacak ya da bedeni fazla zarar gördüyse eğitimdeki askerlerin canlı hedef
tahtası olacak. Pressia'nın kaçması gerek.
 


Bir Pür yak ve külünü solu.
 
İnfilaklardan tek bir yara almadan kurtulanlar da var. Pürler. Gökyüzündeki kubbelerinde, yerdeki insanlardan daha üstün olan, sağlıklı bedenlerini ve zihinlerini koruyacak şekilde yaşıyorlar. Bir Pür olan Partridge, kendini burada kapana kısılmış ve yalnız hissediyor, bir de farklı. O da kayıplarını düşünüyor sık sık, belki yuvası dağıldığı için. Babası duygusal olarak soğuk bir adam, ağabeyi intihar etmiş ve annesi, İnfilaklar sırasında Kubbe'ye adım atamadan kaybolmuş. Bu yüzden, birinin ağzından kaçan bir sözcük, annesinin hala hayatta olma olasılığını ona çıtlatınca, hayatını riske edip Kubbe'yi terk ediyor ve annesini bulmaya koyuluyor.

 Pressia ve Partridge karşılaşıyorlar. Tüm dünya başlarına yıkılıyor.


Wisteria’nın Yorumu:

Pür aslında yakın bir arkadaşımın keşfettiği bir kitap. İlk önce ondan duydum. Sonra daha o okumadan –evet burada kitaba nasıl saldırdığımı anlıyorsunuz- ondan aldım ve okumaya başladım.

Bir üçlemenin ilk kitabı olan bu kitap, aslında berbat bir başlangıç yapıyor. Biliyorum bunu duymayı beklemiyordunuz ama gerçekten. Yazar kitaba hiçbir şey anlatmadan başlıyor ki zaten ben de anlamadım ilk başlarda. Yaklaşık bir 140.sayfaya kadar o kadar sıkıcı ve yavaş ilerledi ki. Bırakmamak için zor direndim. Kitabın hangi zamanda geçtiği belli değil, ne olduğu anlaşılmıyor, konusu zaten ortalıkta yok.

Yine de ben size anladığım kadarını bir anlatayım.

Şimdi, Pressia diye bir kız var. Büyükbabası ile yaşıyor. Ve geçmişini pek hatırlamıyor.
Partridge diye bir erkek var. Erkeğin altını çiziyorum çünkü ben başta kız zannetmiştim. Bu karakter babası ile yaşıyor. Babası ile pek anlaşamıyorlar. Annesi ölmüş, abisi ise intihar etmiş.
Biraz da genel bakarsak da, bir Kubbe var. Bir de Kubbe’nin dışı var.
İnfilaklar denilen birileri katliam falan yapıyor sanırım. Kubbe’e kaçabilenler hayatta kalıyor. Partridge Kubbe’dekilerden biri. Babası da öyle. Ama annesi Kubbe’ye ulaşamadan ölmüş olarak biliniyor.
Fakat sonra Partridge bir şekilde annesinin hayatta olduğunu düşünüyor ve Kubbe’den kaçıyor.
Pressia ile tanışıyor. Pressia Kubbe’nin dışında. ( Ayrıca Kubbe’nin dışındakilerin bazıları/çoğu/hepsi bir şeylerle kaynaşmış. Örneğin Bradwell adındaki bir karakterin sırtında kuşlar var. Pressia’nın da bir elinde bebe kafası var. Resimde gördüğünüz gibi. )

Ve Partridge Pressia’nın yardımını istiyor.

140.sayfadan sonrası ise bomba! Son derece aksiyonlu ve sürükleyici. Olaylar oluyor, yeni karakterler ekleniyor ve aşklar yaşanıyor.
Bu kitapta hoşuma giden başka bir şey de aşk ve sevginin dozunda olmasıydı. Bazı distopya veya bilim kurgu kitaplarında olduğu gibi ‘’ıyyy mıc mıc seni seviyorum sensiz yaşayamam yyy cınım benim aşkım bitanem herşeyim öpücük öpücük öpücük’ yoktu. :)

Kısacası konuyu da ilerledikçe kavradığınız için okuyun derim. İlk 100 sayfaya dayanabilirseniz okuyun. :)



Kitap Bilgisi \\

Kitap Adı: Pür
Orijinal Adı: Pure
Ait olduğu seri: Pür serisi
Yazar: Julianna Baggott
Çevirmen: Tülin Er
Yayınevi: Dex
Türkiye Yayın Tarihi: 2012
Sayfa Sayısı: 500
Piyasa Fiyatı:  27,50
Serideki Sırası: İlk kitap
Serinin Diğer Kitapları: 2-Füzyon 3-Tutuşma

 Puanım:
 




 Fragman:



Bu kitap için önerdiğim şarkı:
https://www.youtube.com/watch?v=4dTVuIihzfQ  
(Bring Me the Horizon - Can You Feel My Heart (Skorge Remix))



18 Haziran 2015 Perşembe

Karanlık Zihinler Kitap Yorumu

Yazar:Eldarwen

Arka Kapak ve Söylenenler:




Adım Ruby.

Hepinizden farklıyım.
Aklınızın derinliklerinde gezinebilir,anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim.

Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim.Hem de kendi ailem tarafından...
Burada her adımımız izleniyor,nefes alış verişlerimiz bile.
Yanlız değilim.
Maviler...Yeşiller...Turuncular...
Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler...
Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar
Ve kaçanlar...

"Bu kitap,distopya okuyucuları için bir baş ucu kitabı olacaktır."

-School Library Journal-





Eldarwen'in Yorumu:




Muhteşem.Hem de kelimenin tam anlamıyla.
Karanlık Zihinler gerçekten büyük bir övgüyü hak eden,zekice yazılmış ,akılda kalıp bir dahaki kitabın hemen çıkması için bizleri yalvartacak bir kurgu.Ve daha da kötüsü D&R'ye koşup ikinci kitaba saldıramıyorsunuz bile.Hevesinizi  kursağınızda bırakacak,kalbinizde bir yumru misali ağırlık yaratacak ,tapılası bir şaheser.
Alexandra Bracken'in bu denli zekice bir eser ortaya koyması bile gözlerinizin dolmasına yol açabilir.
Tamamıyla özgün,korkunç derecede bağımlılık yaratan bir kitap.Hele ki son zamanlarda çıkan saçmalıktan ibaret kitap çakmaları varken.
Kapağı ve kapaktaki işaretin anlamı ancak bu kadar 'cuk' diye otururdu.Ve çoğu zaman kitabın arka kapağındaki yazıları sevmem ve kitapla ilgili bir şey göremem ama işte dediğim gibi o kadar müthiş ki!Şu kadarcık yazıyı yazarken bile bildiğim tüm övgü kelimelerini kullanmış oluyorum.
Tüm bu kelime grubunun tek bir özeti olabilir.
DERHAL OKUNMALI!



Kitap Bilgisi//



Kitap Adı:Karanlık Zihinler

Özgün Adı: The Darkest Minds
Ait Olduğu Seri: Karanlık Zihinler
Yazarı: Alexandra Bracken
Çevirmeni: Handan Sağlanmak Arlı
Yayınevi: Parodi
Türkiye Yayın Tarihi: 2014
Sayfa Sayısı:572
Piyasa Fiyatı: 24,00
Serideki Sırası: İlk kitap
Serinin Diğer Kitapları: 2-Buz Kapanı 3-In The Afterlight (Henüz çevrilmedi)

Puanım:


 



Beğendiğim Bir Kitap Fragmanı:




Saksı Olmanın Faydaları Kitap Yorumu


Yazar: Eldarwen


Arka Kapak ve Söylenenler:



Bir Gençten diğerine kırılgan bir konu olarak aktarıldı.Kitabın hedef kitlesi onu basıldığı günden beri elinizden düşürmeyeceğini bir roman diye tanımladı.

The New York Times
Çavdar Tarlasındaki Çocuklar ve a Separate Peace geleneğinden gelen bir büyüme romanı… (Chbosky’nin’) hayat,aşk ve dostluk hakkındaki kesin yorumlamaları sıklıkla ilham verici ve çok güzel ifade edilmiş.
USA TODAY
Basılır basılmaz sansasyon yaratıp kült statüsüne erişen ve pek çok kulun okuma listelerine giren bir kitap.
The New York Times
İlgi çekici…Charlie espri anlayışı ve üstü örtülü meselelerle kötü olayları ele alışıyla hem genç.hem yetişkin okurları tatmin edecek,sempatik bir çocuk.
Booklist





Eldarwen'in Yorumu:

Saksı Olmanın Faydaları'nı uzun süredir okumak istiyordum.Uzun zaman önce aldığım bir kitaptı ve kitaplığımda üzgünce bana bakmasını varsayarsak dayanamadım ve hemen okumaya başladım.
Ama beklediğim heyecanı ve 'asıl olay' denen şeyi göremedim bu kitapta.Açıkçası ne iyi ne kötü yapılacak bir yorum bulamıyorum.Sonunda herşey amaçsızca bitti ve bu bana 'bunun amacı ne ?' diye sordurttu.
Tüm yabancı ünlü yazarlar ve editörler kitap hakkında bir çok iyi yorumda bulunmuşlar   ancak ben 'bu süper iyi yönü' farkedemedim.Belki bu kitabı çok seven insanlar vardır ama herkesin kendi zevki tabiki.Ama bana göre filmi kat kat daha iyiydi.Eh filmi iyi bulmamdaki temel sebep Logan Lerman olsa da gerçekten film daha harikaydı.
Kısaca kitaptan bahsedersek Charlie kendi halinde bir lise öğrencisi.Aslında ben kitabın ortalarında bu çocuğun engelli çıkacağını ve kitabın orda patlayacağını düşündüm ama beklediğim gerçekleşmedi.Her neyse.Charlie sürekli çevresindeki insanların hareketlerini izliyor ve onu etkileyen bazı olaylara tanık oluyor. Kitap 4 farklı bölümden oluşuyor ama bunlar normal kitap bölümleri gibi değiller.Bölümler birine yazılan mektuplardan oluşuyor.Belki mektupların esrarengiz sahibi de çıkar ortaya diye düşündüm ama o da gerçekleşmedi.
En sonunda kitap bitiyor.Evet saçma bir cümle gibi oldu ama bitiyor işte.Hiçbir adamakıllı olay olmadan bitiyor.
Kitabı okuyabilirsiniz ama hayata anlam katacak muhteşem ve denildiği gibi bir başyapıt değil.

Kitaptan beğendiğim sözler:
* ".....süngerden ziyade filtre olmaya çalış."
* "Senin için ölürdüm ama senin için yaşayamam."
* Kimse hatıralarla yarını erteleyebildiğimiz sürece üzgün hissetmedi."
*"......Birileri benden hoşlanırsa gerçekten kimsem ondan hoşlansınlar isterim,akıllarındaki benden değil."
*Yinede hala "görüşürüz"den çok "hoşça kal" gibi hissediyordum.
*Yani sanırım olduğumuz kişi olmamızın birçok sebebi var ve belki de bu sebeplerin çoğunu hiç bilemeyeceğiz."



Kitap Bilgisi \\

Kitap Adı: Saksı Olmanın Faydalar 
Özgün Adı:  The Perks of Being a Wallflower
Yazarı: Stephen Chbosky
Çevirmeni: Sedef İlgiç
Yayınevi: Feniks
Türkiye Yayın Tarihi: Nisan 2013
Sayfa Sayısı: 284
Piyasa Fiyatı: 16,00

Puanım:






Film Fragmanı:






16 Haziran 2015 Salı

Efsane Kitap Yorumu

Yazar: Wisteria


 Arka Kapak ve Söylenenler:



Gerçek, Efsane'ye dönüşecek
Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kıyısı olarak bilinen yerde şimdi Cumhuriyet adında, komşularıyla sürekli savaşan bir ülke vardır. Cumhuriyet'in seçkin sınıfından gelen on beş yaşındaki üstün yetenekli June, askerî bir dehaya sahiptir. İtaatkâr, hırslı ve kendini ülkesine adamış bu genç kız onun uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Fakir bir aileden gelen on beş yaşındaki Day ise ülkenin en çok aranan suçlusu ve bir devlet düşmanıdır. Kendisi gibi asker olan ağabeyi Metias öldürülünce June, Day'in peşine düşer. İnandıkları şeyler uğruna savaşan bu iki gencin kesişen yolları, onları Cumhuriyet'in karanlık sırlarına götürecektir.

"Efsane, söylendiği kadar iyi olmakla kalmıyor, bunu kesinlikle hak ediyor."
-The New York Times-

"Bir 'efsane' doğuyor."
-USA Today-

"Bilimkurgu ve aksiyonun heyecanlı bir karışımı... Bu kitap Açlık Oyunları hayranlarına okumaya değer bir şey verecek."
-Voya-

"Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, kıyamet sonrası dünyada geçen romantik bir gerilim… Efsane'yi elinizden düşüremeyecek ve kesinlikle unutamayacaksınız."
-Kami Garcia-

"Farklı karakterleri, yüksek tansiyonu ve siyasi entrikalarla dolu ilgi çekici distopik bir dünya. Eğer Açlık Oyunları'nı beğendiyseniz bu kitaba bayılacaksınız."
-Sarah Rees Brennan-
(Tanıtım Bülteninden)



 Wisteria'nın Yorumu:




Efsane!
Hiç duymadığım bir yazarın ilk kitabı! Daha iyi bir tanışma olamazdı! Tıpkı adı gibi bu kitap bir efsane!

Genelde bir serinin ilk kitabı durgun oluyor. Bilirsiniz yepyeni bir dünya yaratıyorlar ve bunu bize tanıtmaya çalışıyorlar. Ama Efsane aksine o kadar akıcı o kadar güzel o kadar sürükleyici ve elinizden bırakamayacağınız bir kitap ki! Tuvalete bile onla giriyorsunuz.

Olay : Day adındaki karakter, bir suçlu (ama iyi biri) ve June adındaki karakter çok zeki bir asker. June’un görevi Day’i adalete teslim etmek. Day için adil mahkemenin sonu ise idam.
  Yine de June görevi kabul ediyor. Day’i buluyor ve arkadaş gibi bir şey oluyorlar. Daha sonra ise puf! Aşık oluyorlar tahmin edilebileceğiniz gibi. Gerisini anlatmayacağım çünkü biraz sonunu söylemiş gibi olurum. Bu anlattıklarım ise çok özet bir özet. İşin içinde daha çok olay var.

Karakterler ile ilgili düşüncelerim iseeee: Hepsi de mükemeldi. Harika bir biçimde tasarlanmışlardı!

Gerçekten şuan bunu yazmak yerine Deha’ya başlamak geliyor içimden.

Not: Day erkek, June kız. Bunu söylüyorum çünkü ben başta tam tersi zannediyordum. 


Kitap Bilgisi\\

Yazar: Marie Lu

Ait Olduğu Seri: Efsane serisi

Seri Sırası: 1.Kitap – İlk kitap

Sayfa Sayısı: 314

Serini Diğer Kitapları: 2-Deha 3-Şampiyon

Puanım: 5\5

 




 Okuyalım mı diye sorarsanız: Kesinlikle hemen alın ve okuyun. Bu seri favorilerime girecek gibi duruyor.

Beğendiğim Bir Kitap Fragmanı:




12 Haziran 2015 Cuma

Ölüm Emri Kitap Yorumu

Yazar: Wisteria



 Arka Kapak ve Söylenenler:







Ani bir patlamayla sonun geldiğini sandılar. İsyan kurulmadan, Kayran inşa edilmeden ve Thomas, Labirent'e girmeden önce bir güneş patlaması dünyayı vurmuş, insan nüfusunun çoğunu öldürmüştür. Ancak en kötü günler henüz yaşanmadı. Mark ve Trina o yıkımdan sağ çıkmayı başarmıştır. Ama şimdi bir virüs hızla yayılmaktadır; insanları cinnete ve cinayete sürükleyen bir virüs.

Tedavi yok. Kaçış yok. İki genç, hayatta kalmayı başarabilirlerse insanlığın geri kalanını kurtarmanın bir yolunu bulabileceklerine de ikna olurlar. Çünkü bu yeni, yıkılmış dünyada her yaşamın bir bedeli vardır. Ve bazıları için ölünüz, dirinizden daha değerlidir. Son aslında sadece bir başlangıçtır.


"Geçmişi ve geleceği bugünle harmanlayan Ölüm Emri hem distopya türünün klasik eserlerini anımsatıyor hem de Dashner'ın çok satan Labirent üçlemesinin temelini sağlamlaştırıyor."
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)





Wisteria'nın Yorumu:


*Fon müzik girer*
Ölüm Emri bitti arkadaşlar!!!
Wuhuuu whoaa!!
*kalabalık coşar* Evettt.
Şimdi ilk olarak kitap beklentilerimi kesinlikle karşılayamadı. Ben çok farklı beklerken o çok farklı çıktı. Ama olsun. Daha The Fever Code var. Onu okuyacağız. Tabi canım Pegasus Yayınları çevirirse. Onu dışında kitap ilk başlarda Thomas'ın Labirente girmesinin hemen öncesini anlatmış. Sonrasında ise on üç yıl öncesine gitmiş. Taaa Işıl'ın ilk yayılışına. Mark var hikâyenin baş kahramanı olarak. Yeni bir karakter. Onun arkadaşları Trina, asker Alec falan var. Kaçışlarıydı oydu buydu anlatılıyor.
Uyarı: Bazı hayranların umduğu gibi *Spoi* Newt dirilmiyor maalesef *Spoi bitti*
Şimdi son hakkında düşüncelerim: Kitap çok sade geçmişken ve hiç Aaa!! Diyeceğim bir olay olmamışken son iki satır yine beni bitirdi. O.o oldum.


Kitap Bilgisi\\

Yazar: James Dashner

Ait Olduğu Seri: Labirent Serisi

Seri Sırası: 4.Kitap – Fakat serinin devamı olarak değil

Sayfa Sayısı: 397

Serini Diğer Kitapları: 1-Ölümcül Kaçış 2- Alev Deneyleri 3-Son İsyan

 Puanım: 4\5

 



Okuyalım mı diye sorarsanız: Okuyabilirsiniz. Kaybınız olmaz.





Lux:Direniş Kitap Yorumu

Yazar:Wisteria


 Arka Kapak ve Söylenenler:


 R.E.M. dinleyecektim.
Ama gerçek hayat hiç de öyle havalı değil, inanın bana.
Luxen'lerin geldiği o gece her şey değişti ve Daemon gitti.
Geri gelecek mi, bilmiyorum.
Saf mı değiştirdi, hiçbir ? krim yok.
Beni hâlâ seviyor mu, emin değilim.
Eğer Luxen işgalinden kurtulabilmek için az da olsa bir
şansımız varsa, bu ancak düşman ile işbirliği yaparsak mümkün olacak.

Beni Seç Kitap Yorumu

 Yazar: Eldarwen

Arka Kapak ve Söylenenler:



Bir prens nasıl tavlanır?

Illéa ülkesinde tüm genç kızlar doğdukları günden beri sınıf atlamanın peşinde. Paha biçilmez mücevherlere, göz alıcı elbiselere ancak bu şekilde sahip olabilecekler. Bunun için tek bir şansları var: SEÇİM. Kıyasıya bir mücadeleyle geçen Seçim'i kazanmanıntek yolu Prens Maxon'ı kendine âşık etmek.


America içinse Seçim, bir kâbustan farksız. Bu yarışa girmeyi kabul ederse, kendisinden aşağı sınıftan olduğu için herkesten gizlediği aşkı Aspen'i arkasında bırakmak zorunda kalacak. Öte yandan bu, ailesinin tek kurtuluş şansı.

America saraya adım atar atmaz, kendini esrarengiz bir dünyanın içinde bulacak. Saray hiç de dışarıdan göründüğü gibi olmayacak.

35 kızın katıldığı vahşi bir yarış nasıl kazanılır?

"Açlık Oyunları ile The Bachelor arasında bir yerde duran bu roman öyle eğlenceli ki. Yazar, America'nın gizli, ilk aşkının külleri sönerken America ve Prens Maxon arasında gelişen kimyayı öyle ustaca kurmuş ki, okumaya doyamıyorsunuz." Publishers Weekly


"Kiera Cass'in ilk romanı Beni Seç, reality şov ve distopik bir peri masalının mükemmel sentezi." Kiersten White, Paranormal



Eldarwen'in Yorumu:

Kitabı ilk olarak bir kitap satış sitesinde görmüştüm ve ilk tepkim 'Prenses Okulu serisinin devam kitabı falan olabilir ancak' oldu.Ama kitaba Wisteria'nın kitaplığında yeniden rastladım  ve ödünç aldım.Kitaba başlamamla birlikte önyargılı biri olduğum için hemen kızdım kendime tabi ki.Kitapları kapaklarına göre yargılamamamız gerekiyor.
Bu bir fangirl'den herkese önemli bir öğüt olarak gelsin lütfen.
Her neyse.
Kitap tam anlamıyla akıcı ve bir an bile sıkılmadım.Serinin ilk kitabı ve bununla birlikte gerçekten insanı hayrete düşürecek kadar özgün bir kurgu.
Kitaptan kısaca bahsetmek gerekirse en başta söylemek istediğim kitapta bir aşk üçgeni var.Açıkçası aşk üçgenlerinden hiç haz almam ama  bunu göz ardı edebilecek kadar kitabımızın karakteri olan Prens Maxon'un içine düştüm.Yani buradan hunharca haykırarak 'TEAM MAXON' diyorum.
Kitap distopik bir ülkede geçiyor.İnsanlar kastlara ayrılmış.Sekiz sınıftan oluşan ve birden sekize kadar git gide azalan sosyal statü ve gelir.America ve ailesi 5.kastta ve sanatla uğraşıyorlar.Annesi durumlarının daha iyi olması için kızının prensle evlenebilecek 35 kızdan biri olmasını istiyor.Ve işte kitapların getirdiği o büyülü dünya ve şansla kendimizi bir anda America'nın yerinde buluyoruz.

Kitabı anlatan kızımız America  bazen 'aptal' bazense 'işte benim kızım' dedirtiyor kendine.Çözülmesi kolay ve bir o kadar da dengesiz bir kişilik olduğunu düşünüyorum.Sevdiği çocuktan istemeyerek de olsa ayrılıyor ve kendini yine onun yüzünden 35 kızla bir sarayda buluyor.Daha ne olduk ne olacağız demeden bizim America (ismi bana da garip geldi) gidiyor şu tatlı kibar ve düşünceli Prens Maxon'la arkadaş oluyor.Kitabı okurken tek düşünebildiğim kızın ne kadar şanslı bir pislik olduğuydu.Nerde bize Prens Maxon'lar ya...
Televizyonlarda gösteriler,prensle buluşmalar ve dünya üzerinde de epeyce karşılaştığımız sinir bozucu kızlarla kitabın sayfalarını hızlıca döndürüyor ve serinin diğer iki kitabının neden elimizin altında olmadığına yanıyoruz.Hemen yarın dr'ye saldırmalıyım diye düşünmüştüm kitabı okurken.
Kitabın sonlarına doğru kızın geride bıraktığı ve unutamadığı çocuk hakkında gelişmeler oluyor.Çok da heyecanlı bir son olmasa da hemen diğer kitapları almalıyım isteğiyle baş etmek gerçekten zor.Heleki kredi kartının gününü beklemeniz gerektiğini söyleyen bir babanız varsa hepinize bol sabırlar diliyorum.İyi okumalar...


Kitap Bilgisi//


Kitap Adı:Beni Seç
Özgün Adı: The Selection
Ait Olduğu Seri: Beni Seç Üçlemesi
Yazarı: Kiera Cass
Çevirmeni: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: DEX
Türkiye Yayın Tarihi: Şubat 2013
Sayfa Sayısı: 304
Piyasa Fiyatı: 21,00