Sayfalar

9 Eylül 2016 Cuma

Ateşböceği Yolu Kitap Yorumu //
Yazan: Eldarwen
5/5
--


En başta şunu söylemek istiyorum ki genelde kitaplardan duygusal anlamda etkilenen biri değilimdir. Evet belki üzülüp birkaç damla gözyaşı dökerim hemen etkisi geçer.
Ateşböceği Yolu bunca zamanlık okuma serüvenimde yeni bir sayfa açtı. İlk defa bir kitap beni böyle derinden etkiledi. Gerçekten kitap bittiğinde üstümde bir terk edilmişlik hissi vardı. Sanki tüm o anıları ben yaşamışım ve şimdi de sona ermiş gibi.
Küçüklüklerinden beri dost olan Kate ile Tully’nin büyüme serüvenini öylesine onlarlaymışçasına okumak o kadar güzeldi ki size nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Kendimi sanki üçüncü bir dostmuşum gibi hissettim. Sanki onlarla büyümüşüm gibi. Sanki üç yıl önce gittikleri partide, beş yıl önce tanıştıklarında yanlarındaymışım gibi… Yazar öylesine bir dille anlatmış ki onların yanında hissetmemek imkansızlaşmış.
Ellinci sayfada ergen bir kızın düşüncelerini okurken, dört yüzüncü sayfada o kızın büyüdüğünü ve bir ergen kıza sahip olduğunu okumak komik olduğu kadar gerçekçi ve dokunaklı da.
Tüm o hayat hikayesi beni benden aldı. Böylesine güzel ve tatlı bir dostluk hikayesini okumak gerçekten harikaydı. Üstelik kitaptaki nostaljik hava çok çok güzeldi.
Hayatımızdaki gerçekleri acıyla tatlısıyla önümüze samimi bir dille ortaya koymuş Kristin Hannah mükemmel bir iş çıkarmış. Hepinize kitabı gönül rahatlığıyla öneririm. Bence okunması gereken şirin mi şirini, tatlı mı tatlı bir kitap.

“Genç ve tatlı henüz on yedisinde.”




 Tokyo Gûl (1-5) Manga Yorumu //
Yazan: Eldarwen
Hazır altıncısı da çıkmışken bir türlü yorumunu yapamadığım şu güzelliklere yorum yapmanın sırası geldi diye düşündüm. Öncelikle çok fazla manga serisi okumuş biri değilim. Bildiğim ve okuduğum birkaç seri var. Ama bir an önce daha fazlasından haberdar olup okumak istiyorum çünkü okurken büyük zevk alıyorum.
Tokyo Gûl sevilmeyecek gibi değildi. Yani gerek konu bakımından çok güzel gerekse karakterleri çok cool. Olayların bağlanılışı, “Kim kimi yiyecek?” gerilimi fazlasıyla etkileyici.
Karakterlerin bazılarına aşırı sinir olurken bazılarına ölüp bitmemek elde değil. Özellikle Uta her yönden favorim. Resmen adam mükemmellik abidesi.  Kureo Mado… Adamı gördüğüm yerde boğazlayasım geliyor. Sinir oluyorum.  Touka’nın hakkında ne hissettiğime tam karar veremedim. Bazen adamın dibi desem de bazen sövüyorum.
Kaneki ise… Kaneki iyi bir çocuk ama benim ondan beklentim daha fazla. İleriki mangalarda açılacak eminim.
Serinin ilk beş mangası hakkında düşüncelerim bunlar. Oldukça beğenerek okuyorum. Eğer manga okumaya başlamak istiyorsanız kesinlikle öneririm.

26 Ağustos 2016 Cuma

Bu karakterleri nasıl yapıyorum? (happyhelloart)


YAZAN: WİSTERİA

Happyhelloart orjinal adresleri:
https://www.instagram.com/happyhelloart/
https://www.etsy.com/shop/HappyHelloCo

Herkese selam arkadaşlar, son zamanlarda bu karakterler ile ilgili o kadar çok soru gelmeye başladı ki artık yetişemiyorum. Ben de bu şekilde bir açıklama yapayım dedim.

Soru: Bu çizimleri nereden yapıyorsun?
Cevap: Çizimlerin %90'ını happyhelloart adındaki hesaptan bakarak yapıyorum.

Soru:Bunların ismi ne?
Cevap: Bir isimleri var mı bilmiyorum "Magnetic Bookmarks" veya "HappyHelloArt" olarak geçiyor olabilir. •
Soru: Bunlar ne?
Cevap: Happyhelloart bunları ayraç olarak satıyor, ben ise süs olarak kullanıyorum. Hepsi kitap, çizgi roman, dizi, film karakterleri.

Soru: Neyin üzerine yapıyorsun?
Cevap: Normal kağıda çizip fotoğraf kağıdına yapıştırıyorum. Bu sayede oraya buraya yapıştırması daha kolay oluyor, yıpranmıyor.

Soru: Ne ile boyuyorsun?
Cevap: Kuru kalem ile boyuyorum çünkü tükenmez kalemlerde her ton olmuyor ve kuru kalemleri birbirine karıştırarak istediğim renkleri elde edebiliyorum.

21 Ağustos 2016 Pazar

Dedikoducu Kız Kitap Yorumu //


Yazan: Eldarwen


4/5


ARKA KAPAK YAZISI

Kızlar müthiş bir seri başlıyor! New York, Yukarı Doğu Yaka'da yaşayan bir grup zengin genç arasında yaşanan acayip olayların anlatıldığı Dedikoducu Kız, çoğu zaman komik ve eğlenceli, kimi zamansa bütünüyle insancıl ve son derece duygusal bir roman. 
17 yaşındaki Blair Waldrof ve sosyetenin en güzel kızlarından Serena van der Woodsen iki eski arkadaştır. Serena, bir süreliğine şehirden ayrılıp bir yatılı okula gidince aralarındaki her şey tamamen değişir. Serena yeni okulundan atılıp geri döndüğünde eski güzel günler yerine Çin işkencesini andıran yeni bir ortamda, acı verici deneyimler yaşamak durumunda kalır. Herkes tarafından dışlanır, zira şehirde Serena ile ilgili son derece uçuk dedikodular dolanmaktadır. Bununla beraber bütün erkekler ya Serena'ya aşıktır ya da onunla bir kez olsun yatabilmenin yolunu arıyordur... Bakalım Blair ve Serena'nın arasına giren şey ne? Serena hakkında söylenenler gerçek mi? Serena için işler düzelecek mi? Blair ve Serena romantik aşkı bulabilecek mi? Ya, seks? Seks mümkün mü acaba? 
"Son derece muzur, muzır ve sürükleyici." 
- Kirkus- 
"Hınzır, günahkar bir zevk. Kitabın kendine has öyle bir dedikodu etkisi var ki, bir kere içine daldıktan sonra kendinizi kurtaramıyorsunuz!" 
- Publisher's Weekly-

YORUM
“Skandal, ahlak tarafından sıkıcı hale getirilmiş dedikodudur.” – Oscar Wilde
Dedikoducu Kız bu yaz izlediğim ve izlemekten büyük keyif aldığım bir diziydi. Gerçekten ba-yıl-dım. Bir çok insanın önyargı ile yaklaştığı bir yapım olması gerçekten üzücü. Ama bazı şeyler biraz da tarz meselesi.
Ben diziyi severek hatta ölerek izleyince ve bittiğinde depresyona girince kendimi kitap serisine vurdum. Çünkü henüz bu dünyadan kopmaya hazır değildim. On kitaplık serinin ilk kitabını sipariş edip geldiği gibi okumaya başladım ve gerçekten çok sevdim. Diziyle çok da bir alakası olmasa da o isimleri görmek Yukarı Doğu Yakası’nın pahalı esintisini hissetmek bile bana yetti.

Belki okuduğunuzda size bir anlam katan bir kitap değildi. Çok etkilenmediniz ama ben okurken çok eğlendim ve güzel zaman geçirdim. Eğer siz de bu tarz kitaplar seviyorsanız bence bir denemelisiniz ^^

8 Temmuz 2016 Cuma

Tehlikeli Yalanlar Kitap Yorumu //

Eldarwen
4 / 5 

---


TANITIM


Tehlikeden korunmak için kurduğunuz yalanlarla örülü hayatta gerçek aşkı bulsaydınız hangisinden vazgeçerdiniz? Hayatınızdan mı, aşkınızdan mı? Stella Gordon'ın hayatı bir yalandan ibaret.


Stella, Nebraska, Thunder Basin'de yaşasa da kendini oraya ait hissetmemektedir. Bir uyuşturucu satıcısının işlediği bir cinayet davasının kilit tanığı olarak, tanık koruma programına alınmıştır. Kasaba halkı ise Stella'nın gerçekte kim olduğunu bilmez. Gerçek kimliğini açıklamak istediği çocuk, Chet Falconer bile… Doğruları söylemenin, güvenli cennetine tehlike getirmekten başka bir sonuç doğurmayacağının farkındadır.

Genç kız her ne kadar dikkat çekmemeye çalışsa da, tehlike hızla yaklaşmaktadır. Suçluların tanıklardan kurtulma yolları vardır ve Stella'nın tek bir hatası, soğukkanlı katilleri kapısına kadar getirecektir.

"Okuyucuları şaşırtacak sonuyla, gerilim maskesi ardına saklanmış, muhteşem bir roman." 
-Publishers Weekly-

"Bir dram, gerilim ve aşk hikâyesi… Hepsi bir arada. Sırların karakterleri nereye sürükleyeceğini öğrenmek için yanıp tutuşacaksınız."
-School Library Journal-

(Tanıtım Bülteninden)




YORUM

 Tehlikeli Yalanlar almak için öldüğüm aldığımdaysa hemen okuyamadığım şanssız bir kitaptı.

Becca’ya bayılan biri olarak kitabı okurken gerçekten büyük bir zevk aldım. Genellikle okurlar Siyah Buz’u beğenmedikleri  için bu kitabı almama kararı almışlar ama ben Siyah Buz’u da  çok sevdiğim için gözüm kapalı alıp severek okudum.

Evet Becca Hush Hush’tan sonra yazdığı Siyah Buz yüzünden  pek desteklenmedi. Sanırım bunun nedeni diğer iki kitabının ( Siyah Buz ve Tehlikeli Yalanlar ) konularının basit olması. Daha doğrusu basitlikten ziyade olayların hakkını vererek sonuçlanmaması. Kitabı ilginç kılacak, aklımızda yer etmesini sağlayacak çok bir şey yok ortada. Hush Hush’tan sonra bunun biraz yavan kaldığı doğru. Ama yine de bunlar benim diğer iki kitabı sevmeme engel olmadı. Hush Hush kadar olmasa da okunmayı hakeden kitaplar.


Tehlikeli Yalanlar gerçekten akıcı bir kitaptı. Bir günde oturup bitirdim. Sadece sonunun daha karmaşık olmasını isterdim çünkü bir sürü olayın bu kadar kolay bağlanması beni üzdü.

Onun dışında Becca’yı bir kere daha tebrik etmek istiyorum. Patch, Mason, şimdi de Chet. Kadın erkek karakter nasıl yapılır iyi biliyor. Chet cidden harikaydı, yaktı geçti.

Onun dışında ana karakter Stella ve diğer yan karakterleri de sevdim.

Toparlarsam kitabı beğendim. Çok karışık, heyecandan öldüren, aksiyonlu bir kitap değildi ama kesinlikle okunmayı hakediyordu.

17 Haziran 2016 Cuma

Kadere Bak ! Kitap Yorumu //


Eldarwen

5/5

Kadere Bak! harika ötesiydi. Gerek konusu, gerek karakterleri kalbime öyle bir taht kurdu ki favori kitaplarım arasına istisnasız giriş yaptı. Anlatımı, akıcılığı harikaydı. Bir an olsun sıkılmadım okurken. Hatta bir ara bayağı ilerlemişim ve şaştım kaldım bu kadar çabuk okuduğumu görünce. Ve aşırı derecede komikti. Bazı yerlerde gülmekten öldüm. Her yeri post-it kaplandı kitabın.
Kitap mesajlar, e-postalar ve mektuplardan oluşuyordu. Bu bakımdan oldukça ilginç ama okuması inanılmaz zevkli bir şeydi. Ben başta dedim "Ne oluyor tüm kitap böyle olursa sıkıcı olmaz mı?" ama hiç de olmamış. Tam aksine çok iyi olmuş.
Ben önce filmi izleyenlerdenim ama bu bana hiçbir eksi kazandırmadı. Film ve kitabın karakterler dışında hiçbir bağlantısı yok denilebilirdi. Genel olarak konu aynı bile olsa, olayların bağlanma şekilleri bambaşka şeyler çıkarmış ortaya. Ama bundan kesinlikle şikayetçi olmadım. İkisi de birbirinden ayrı olarak harikalardı. Özellikle okurken Alex’i Sam, Rosie’yi Lily olarak hayal etmek çok güzeldi. Cuk diye oturmuş karakterler ve oyuncular.

Bu kitap için çok kısa bir yorum oldu. Ama yani ne diyebilirim ki? O kadar beğendim ki daha ne desem bilemedim. Özellikle bu tarz romantik türlere bayıldığım için benim için tadından yenmedi. Ama genel olarak ne tür seviyorsanız sevin istisnalar hariç beğenileceğini düşünüyorum. Hemen alıp okuyun bekletmeyin derim. Hatta önce filmini izleyin ki karakterler de otursun, çok hoş oluyor öyle. Hepinize gözüm kapalı tavsiye ederim. Alın, alın okuyun 😄


 

7 Mayıs 2016 Cumartesi

Sıcak Bedenler Kitap Yorumu //

Eldarwen
4/5
Sıcak Bedenler o kadar uzun süre elimde süründü ki gerçekten bitirmiş olduğuma inanamıyorum. Elimde sürünmesinin nedeni kötü olması değildi onu baştan söyleyeyim. Sadece ne zaman okumaya çalışsam ya yapacak bir işim ya da sınavlar çıktı karşıma ve iki üç sayfa ilerleyip durdum. Neyse sonunda okudum ve bundan dolayı aşırı mutluyum.
Sıcak Bedenler’in önce filmini izlemiştim ve çok beğenince kitabını almaya karar verdim. Kitap hakkında öncelikli olarak bir şey söyleyeceğim. Kitabın kapak kalitesi çok düşük ve kapağı da hiç güzel değil. Güzeli de geçtim konuyla çok alakasız. Böyle bir kapağa ne gerek varmış anlamadım. Kapak çok ince ayrıca, en ufak darbede kırışıyor, çiziliyor, soyuluyor. Harap halde yani. Keşke daha kaiteli basılsaymış. Tekrar basılırsa (ki hiç sanmıyorum çünkü ikinci kitabı da var ve çevrilmiyor) bu hataların düzeltilmesi gerek.

Kitaba yorum yapmadan konusundan bahsedersem. Dünya’da olan zombi salgınından dolayı zombileşen R ve hayatta kalan insanların arasında yaşayan Julie’nin imkansız aşkını ve düzeni değiştirmelerini anlatıyor. R, Julie’yi mama olmaktan kurtarıyor ve bir zombinin hissedememesi gereken duyguları ‘yani sevgi ve aşkı’ hissetmeye başlıyor. Ancak bu arada şunu da unutmayalım R, Julie’nin erkek arkadaşını akşam yemeğinde yemiş olabilir. O kısmı atlarsak R ‘in oldukça romantik bir zombi olduğunu da söyleyebilirim.

Evet şaka bir yana kitabı gerçekten sevdim. Taam belki bir sayfa daha okmak için yalvarmadım veya bitmesin diye üzülmedim ama severek okudum. R’e bayıldım. İlk defa zombili bir kurguyu beğendiysem bir şey vardır. Yan karakterleri de çok sevdim. Julie, Nora, M… Julie’nin yenen sevgilisi Perry dışında… Perry ölü haliyle bile beni gıcık etti. Cidden, bir olayı yoktu ama ne gerek vardı sürekli araya girmesine. Bana ne kardeşim senin beyin artıklarından kalan düşüncelerinden . Neyse onu saymazsak tüm karaktereri sevdim.

Ha der miyim ki “Bu kitabı okumazsanız çok şey kaybedersiniz. Bu kitap bir efsane.” Demem. Ama bence çok tatlı bir kitaptı. Kısaydı ve çabuk okunuyordu. Bir deneyin derim. 

23 Nisan 2016 Cumartesi

Hiçliğin Kıyısında Kitap Yorumu

Yazan: Eldarwen

Puanım: 2,5/5



Hiçliğin Kıyısında beni ciddi bir hayalkırıklığına uğrattı. 

Beklediğim, hafızamda 'harika' olarak kurduğum kitap nerde, bu kitap nerde...

Camryn denen o salak kızdan mı başlasam, yazarın kitabın sonunu bomba yapmaya çalışıp savaş çıkarmasından mı başlasam bilemiyorum. 
Kitapta sevdiğim tek şey Natalie ve Asher'dı. 
Kitabın ortalarına gelmeden aslında kitaptan hoşlanmıştım. Evet, belki edebi yönden boştu ama en azından normal ve akıcı gidiyordu.
Taa ki Camryn'in beyninden birkaç tahta eksilip saçmalayana kadar. Andrew'i de seviyordum başta ama karakter o kadar basitleşti ki bütün heyecanımı kaybettim. 
Açıkçası Camryn ve Andrew aşkına bir saniye bile inanmadım. Bir ikili arasındaki aşk ancak bu kadar yapmacık olabilirdi. Okurken yüz ifadem aynen bu " -,- " şekildi. Hatta bu ikisi bir ara o kadar saçmaladılar ki kitabı kapatıp üstüne yastıkla vurmaya başladım. 
Heleki yazarın o sonda ters köşe yapmaya çalışıp iyice saçmalaması beni benden aldı. O kadar sinirlendim ki! Hayır son 20 sayfada mı aklına geldi ya! Neyseki sonra aklı başında gelmiş de düzeltmiş yoksa 2 falan bile vermeyebilirdim. 
Kısacası ben kitabı beğenmedim. Önermiyorum. Ha ama almak istiyorsanız başka kişilerin de yorumlarına bakın. Çünkü bu benim zevkim ve yorumum.

AKIL ÇIKMAZI KİTAP YORUMU /

Yazan : Eldarwen
Puanım: 5/5



"Herkes biraz delidir. Sadece bazıları, bunu daha iyi gizler." Konuşamıyorum. Yazamıyorum. Çünkü hiçbir cümle, hiçbir kelime, hiçbir harf bu mükemmelliği ifade etmemde yeterli olmaz. 

O kadar güzeldi ki okurken mutluluktan öldürdü, o kadar akıcıydı ki can sıkıntımdan eser bırakmadı. O kadar efsaneydi ki ki asla unutamayacağım serilerin arasına girdi.

Mara Dyer serisi efsaneydi. Ve bitti. 

Daha fazlasını istiyorum. Daha fazla Mara, daha fazla Noah, daha fazla Jamie, daha fazla kitap istiyorum. 
Böyle bir hayalgücü, böyle bir olay döngüsü ve böyle bir eseri yazmak gerçek bir profesyonelliğin göstergesi. İkinci kitaba yaptığım yorumu hatırlîyorum da son kitap kitap hakkında okuduğum yabancı yorumlar bende büyük bir hayalkırıklığı dalgası yaratmıştı. Ama bütün düşüncelerimi sözlerimi ve hislerimi bana yedirtti bu kitap.

Bir serinin hiçbir kitabı da bu temposunu azalatmaz, üstelik daha da arttırarak devam eder?! Michelle Hodkin bunu başarmış işte! 
Hem gerilimli, hem paranormal hem aksiyonlu bir kitaptı. Okurken insan ister istemez geriliyor ama bu öyle harika bir duygu ki bir sayfa daha diye yalvarıyorsunuz.

Kitaptan hoşlanmamın bir diğer sebebi ise sonuydu. Cidden klişe saçma bir son okumadığım için aşırı mutluyum. Saçma sonlar kitaptan nefret ettiriyor çünkü. Ama Mara Dyer bana bunu yaşatmadı. Çünkü o bir efsane !

Lütfen,lütfen; lütfen bu seriyi okuyun. Belki ilk kitabı hoşunuza gitmemiştir ama diğer kitaplara da bir şans verin. Çünkü cidden harika bir seri. ●●● "Benim adım Mara Dyer değil ama avukatım bir isim seçmek zorunda olduğumu söyledi" ●●●


8 Şubat 2016 Pazartesi

Senden Önce Ben Kitap Yorumu

Eldarwen
Puanım: 





Arka Kapak ve Söylenenler:


Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Lou'dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou'nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur? 

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...


"Sakin Son Bölümleri Otobüste Giderken Okumayin. Ağlamamak için kendinizi tutmaya çalışırken bir enkaza dönüşebilirsiniz." 
Tracy Williams

"Bu kitabı okuyunca duygudan duyguya koşacağınız bir lunaparka girmiş gibi oluyorsunuz. Okurken dünyayı ve zamanı durdurmak isteyeceksiniz." 
Dooster

"Arkadaşların elden ele dolaştıracağı bir roman olacak. Moyes karizmatik, gerçekçi ve çarpıcı karakterler yaratmayı çok iyi biliyor." 
The Independent

"Sizi bu kadar içine çekecek başka bir kitap bulmanız çok zor. Yıllardır okuduğum en güzel kitap." 
Gill B. 

"Bu hikâyeyi kitap bittikten çok uzun bir süre sonra bile hatırlayacak, her daim yanınızda taşımak isteyeceksiniz." 
Romantic Book Lover


Eldarwen'in Yorumu:

Çalıştığı kafedeki işini kaybeden Louisa Clark ailesinin gelirini karşılamak için iş başvurusu yapmak için bir kuruma gider. Önerilen işleri beğenmeyen Lou en sonunda hastabakıcılık işini kabul eder.Ancak yardımcı olacağı kişi hiç de beklediği gibi çıkmaz.
Aksi ve bir o kadar da yakışıklı Will Traynor onu çok zorlar. Ama öğrendiği gerçeklerle işini kararlı bir şekilde yerine getirmeye çalışan Lou, Will'in çekimine de karşı koyamaz. Ancak bazı şeyler planlandığı gibi gerçekleşmez.
Senden Önce Ben'i dün akşam bitirdim ancak o ruh haliyle güzel bir yorum yapmama imkan yoktu. Kitaptan spoi yemiş olamama rağmen beni çok etkiledi. O kadar sevdim ki bu kitabı... Karakterler, konu o kadar tatlıydı ki... Sanırım uzun süredir okuduğum en akıcı, konu bakımından basit de olsa ilginçliğinden ödün vermeyen en güzel kitaptı. Will Traynor bir anda favori erkek karakterlerim arasına girdi. Kitabı okumadan önce fragmanı izlemiştim. Kitabı okurken de her yüz sayfada bir tekrar tekrar fragmanı izledim. Böylece karakterleri kafamda canlandırmam daha kolay oldu. Filmde Sam'in oynaması zaten kitabı da doğal olarak sevmemi sağladı. O tatlılığıyla Will Traynor'a tam oturmuş.
Kitapta ne olacağı az çok tahmin edilebilirdi. Bu Augustus'un (Aynı Yıldızın Altında) haberini öğrenince devamında da ne olduğunu anlamanız gibi bir şey. 
Kitabı bitirdiğimde göğsüme oturan ağırlık hala geçmedi. Sanırım çok uzun bir süre kitap aklıma her geldiğinde de geçmeyecek. 
Şimdi ikinci kitabı öyle büyük bir heyecanla bekliyorum ki kendime bile şaşırdım. Umarım kısa zamanda çıkar.
Şuan kitabın her yanı post-itle kaplı. İki tane pembe post-it bitirdim. 
Sonuç olarak kitabı ne yapın ne edin okuyun. Gerçekten geç okuduğunuza pişman olursunuz. En azından ben çok pişman oldum.



Filmden Kareler:

 
 
  

Fragman için:

2 Şubat 2016 Salı

5. Dalga Kitap ve Film Yorumu

Eldarwen
Puanım: 







"Seni bulmadan önce, bu hayatta dayanabilmenin tek yolunun yaşamak için bir şeylere tutunmak olduğunu sanırdım. Yanılmışım. Meğerse uğruna ölmeyi göze alabileceğim bir şeyi bulman gerekiyormuş." 5. Dalga bugün bitti ve ben de hemen filmi izledim. Kitabı okumadan önce internetten izlemem diyorumdum ama okuduktan sonra feels geçirip filme saldırdım. 

Kitap müthiş ötesiydi. Bunca zamandır elimde beklettiğim için kendime çok kızdım. Ciddi anlamda bağımlılık yarattı ve iki gündür 5. Dalga'dan başka bir şey düşünemiyordum. Bugün bittiğindeyse içimde çok büyük bir boşluk oluştu. Daha da kötüsü ikinci kitap bende yok ve bir süre alamayacağım. 
Filmse, film de gerçekten güzeldi. Açıkçası kitabı bitirip üstüne taze taze izlediğim için kitapta değiştirilen yerler çok gözüme battı. "Hayoorr orda öyle olmuyordu" diye çok haykırdım. Ama yine de kaliteli güzel bir filmdi. Kamera çekimi izlediğim için gece sahneleri hiç görünmedi. Bu yüzden oralarda ne oldu çok anlamadım. Durum böyleyken beğendiysem sinemada çaldırırım herhalde. 

Son olarak gelelim beni ölüp bitiren konuya . #teamevan #teamben olayına. Cidden hayatımda bu kadar zorlanmamıştım. Bu neydi yahu! Karar vermek imkansız gibi bir şey .
Aslında bir aşk üçgeni oluşturacak bir şey de yok çünkü Ben ve Cassie bir araya gelmiyorlar. Sadece Evan var. Bizim tatlı Evan. Hani şu şirin şey. Ama bir yandan da Ben var güçlü ve karizmatik. Bu yüzden #team şuyum diyemiyorum. Filmden etkilenmek istemiyorum ama filme bakınca "Evan annem gell" diyesim geliyor. Ama Ben'in sahnesi çıkınca da ikilemde kalıyorum. Olaylar çok karışık yani. 
Aslında Ben'i Hileci ile shipliyordum ama filmin son sahnesinde yine tereddüt ettim. Sanırım ikinci kitabı okuyunca karar vereceğim. 
Kısacası hem kitabi hem filmi çook beğendim. Hepinize öneririm ^^
Not: Filmi tekdizifilmizle'den izleyebilirsiniz.






29 Ocak 2016 Cuma

Lola ve Komşu Çocuk Kitap Yorumu




Eldarwen

Puanım: 4/5

Yazar: Stephanie Perkins 
Yayınevi:Yabancı Yayınları
Çevirmen:Aslı Tümerkan


Arka Kapak ve Söylenenler:

Lola ve Komşu Çocuk, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin zevkle kucak açacağı bir kendini bulma hikâyesi.

Geçmişinde kalan çocuk, gelecekteki aşkı olabilir mi? Henüz kendini geliştirme aşamasındaki tasarımcı Lola Nolan modaya inanmıyordu... O, kostümlere inanıyordu. Kıyafet ne kadar parıltılı, eğlenceli ve farklı, yani etkileyiciyse o kadar iyiydi. Ve Lola'nın hayatı, özellikle de seksi rockçı erkek arkadaşı varken mükemmele gayet yakındı. Ta ki Bell ikizleri olarak da bilinen Calliope ve Cricket mahalleye tekrar taşınıp Lola'nın derinlere gömdüğünü düşündüğü acı verici geçmişini günyüzüne çıkarana kadar.

"Stephanie Perkins bizim neslimizin Jane Austen'ı. Hikâyeleri kısa sürede unutamayacağınız kadar büyüleyici.
-Tahereh Mafi, Bana Dokunma romanının çoksatan yazarı-

"Büyülü… Âşık olmanın nasıl bir şey olduğunu gerçek anlamda hatırlatıyor." 
- Cassandra Clare, New York Times çoksatan yazarı-




Eldarwen'in Yorumu:
"Eğer ben yıldızlarsam, Cricket Bell koskoca galaksiler eder." 


 Bu sabah Lola ve Komşu Çocuk'u bitirdim. Uzun zamandır yokluğunu çektiğim güzel bir aşk hikayesiydi. Karakterler çok güzeldi, konu çok güzeldi, anlatım çok güzeldi. Okurken hiç sıkılmadım. Lola'nın renkli kişiliğinde kayboldum. Gerçekten hayatımda Lola gibi birinin olmasını çok isterdim. Ve tabi ki Cricket gibi birini de. O tatlı gülümsemesi okurken kafamda canlandırıp canlandırıp kıskançlık krizine girdim. 




Onun dışında Max'e çok üzüldüm. Onu seviyordum ama bir Cricket olamazdı. Yani hiç şansı yoktu. Sonunda doğru saçmalamasaydı Lola'ya gıcık bile olabilirdim, belki de olmazdım. Sonuçta o Lola...
Kısacası kitabı gerçekten çok beğendim. Kesinlikle okumanızı öneririm.